ABDÜLKADİR GEYLANİ Hz. KADERE İTİRAZ ETMEMEK
Mukadderatta olan şeyler başa gelmeye başladığı zaman, aziz ve celil olan ALLAH a itirazlarda bulunmak; dinin ölmesi, tevhidin ölmesi, tevekkül ve ihlasın ölmesi demektir. İnanan bir kalp kader karşısında 'Niçin? Nasıl? Neden?' gibi şeyler bilmez. Allah ın taktirine karşı itirazlarda bulunan böyle soruları asla sormaz. Bilakis o mukadderatta olan şeyler vuku buldukça sadece şöyle der:
- 'Allah ın taktiri vuku bulmuştur.'
- 'Nefs bütün varlığı ile kadere karşıdır, Allah ın taktiri ile çekişme halindedir, hep kadere karşı çıkar, itirazlarda bulunur. Nefsini ıslah etmek isteyen, onunla savaşsın, mücahede de bulunsun. Ta ki onun şerrinden emin oluncaya kadar.nefs, bütünüyle şer içinde şerdir. Eğer ıslah yolunda kendisiyle savaşılır ve mutmain hale getirilirse yani menfi temayül ve ihtiraslarından arındırılırsa (nefs-i mutmaine) bu taktirde o hayır içinde hayır olur. Bütün ibadet ve taatlerin yerine getirilmesinde ve günahların tamamının terk edilmesinde itaatkar bir hale gelir. İşte bu hale geldiği zaman ona şöyle hitap edilir.
- Ey hakikate ermiş nefs (ruh)! Dön Rabbına, sen O'ndan razı, O da senden razı olarak. (Fecr suresi ayet: 27,28)
Artık böyle bir nefsin ALLAH yolunda bulunmaya iştiyak duyması sahidir. Bizar kendi şerri kendisine zail olmuştur. Fani varlıklardan hiçbirine bağlanmaz. Nesebinin ceddi İbrahim a.s. merbutiyetine hak kazanmıştır. Malum İbrahim a.s. ateşe atılacağı zaman nefsinden tamamen sıyrılmış, kendisinde hiçbir nefsani-hevai duygu bırakmamıştı. Kalbi de iyice manevi sükunet ve itminana ermişti. Bu sırada mahlukattan birçoğu yanına gelerek kendisine yardım etmeye hazır olduklarını arz etmişler ve bu hususta canlarını feda dan çekinmeyeceklerini söeylemişlerdi. İbrahim a.s. ise onlara şu cevabı veriyordu:
- Hayır! Sizlerin yardımını istemiyorum. O'nun (Allah'ın) benim halimi bilmesi yardım talebinde bulunmaktan beni müstağni kılar.
İşte onun Allah'a teslimiyet ve tevekkülü böylece tamamlanınca ateşe şöyle hitap edildi:
- . Ey ateş İbrahim'e karşı serin ve selamet ol!...(Enbiya Suresi ayet:69)
Sabırlılara aziz ve celil olan Allah'ın dünyada sayısız yardımları, ahirette de yine sayısız nimetleri vardır. Nitekim bu hususu ifade eden bir ayetinde şanı yüce olan Allah şöyle buyurur:
-. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsız ödenecektir. (Zümer Suresi ayet:10)
Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz. Kendi rızası için sabredip tahammül gösterenleri aynile bilir. Siz, O'nun lutfunu in'amını senelerdir gördünüz, görüyorsunuz. Ne olur sizde O'nun rızası için biran sabrediniz, tahammül gösteriniz. Zaten kahramanlık bir anlık bir sabırdan ibarettir. Şanı yüce olan Allah lutfundan vereceği yardım ve zafer ile, daima sabredenlerle beraberdir. Nitekim bu hususu açıkça beyan eden bir ayetinde şöyle buyurur:
-. Hiç şüphe yok ki, Allah'ın yardımı, sabredenlerle beraberdir. (Bakara suresi, ayet: 153).
Siz de Allah için sabrediniz, tahammül gösteriniz. Allah için intibaha geliniz, uyanınız. Allah tan gafil olmayınız. Uyanmayı ölüm sonrasına bırakmayınız. Zira öldükten sonraki uyanışın size faydası olmaz. Allah'a kavuşmadan önce Allah için uyanınız, intibaha geliniz. Kendi iradeniz olmadan yakalanıp azaba çarptırılacağınız an gelmeden önce uyanınız. O vakit geldiği an, pişman olursunuz. Ancak bu pişmanlık size fayda vermez. Kalplerinizi ıslah ediniz.Zira hiç şüphe yok ki eğer o Salih olursa bütün diğer halleriniz de Salih olur. İşte bunun içindir ki Resulullah s.a.v. şöyle buyurmuşlardır:
- Şu insanoğlunda bir et parçası vardır ki, o doğru olduğu zaman, onun diğer bütün uzuvları doğru olur. O bozuk olduğu zaman ise bütün diğer uzuvları bozuk olur. Haberiniz olsun ki bu et parçası (KALP'dir.)
Kalbin salahı; takva, aziz ve celil olan Allah'a tevekkül O'nu tevhid-birleme ve amellerde ihlas ile mümkündür. Takva sahibi olan aziz ve celil olan Allah'a tevekkül eden, O'nun birliğini tasdik eyleyen ve amellerini de ihlasla yapan kişinin kalbi doğrudur, salihtir. Kalbin fesatlığının ve bozukluğunun sebebi ise onda yukarıdaki hassaların bulunmayışıdır. Kalp, beden kafesinde bir kuştur. Yine o; tıpkı kutudaki bir inci, hazinedeki bir mal gibidir.İtibar ise; kafese değil kuşadır, kutuya değil inciyedir, hazineye değil, içindeki maladır.
Allah'ım; uzuvlarımızı Sana kulluk yapmakla, kalplerimizi Seni tanımakla, uzun ömürlemizin gecesini- gündüzünü Sana layik olmaya çalışmakla meşgul eyle!... Bizi, bizden önce gelip-geçmiş Salihler topluluğuna ilhak eyle! Bizi de, onlara vermiş olduğun maddi manevi güzel rızıklarla rızıklandır. Onlar için olduğun gibi, bizim içinde ol! Amin!...
(EL-FETHURRABBANİ VELFEYZURRAHMANİ)
Görünen gam keder
Yaşadığın kaza kader
Kimi meşakkat gerek der
Kimi isyan eder
ALTINKARTAL 2
AĞUSTOS 2006